Ed. Özgür Kavak, Sevba Abdula
IDEFE Publications, 2026
416 s.
ISBN: 978-608-4944-33-1
/
Takdim
Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihsel serüveni, uzun yıllar boyunca merkezden taşraya yayılan tek yönlü bir idari ve kültürel akış olarak tasavvur edildi. Elinizdeki bu eser, bu yaygın kabulü sorgulamakta ve imparatorluğun Avrupa topraklarının ve özellikle Balkan coğrafyasının salt bir fetih alanı değil, aynı zamanda Osmanlı siyaset düşüncesinin, hukuk nizamının ve şehir kültürünün yeniden üretildiği canlı bir “havza” olduğunu ortaya koyan yazılardan oluşmaktadır. Elinizdeki derleme, 16. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan geniş bir zaman diliminde, Üsküp’ten Tiran’a, Budin’den Manastır’a uzanan bir hatta, Osmanlı entelektüel birikiminin izlerini sürmektedir.
Kitabın omurgasını oluşturan çalışmalar, “Uluslararası Akhisari Çalıştayı: Osmanlı Avrupası’nda Siyaset ve Ahlak (1500-1800)” başlıklı çalıştaya sunulan tebliğlerden oluşmaktadır. Balkan Studies Foundation (BSF) tarafından 24-25 Ekim 2025 tarihinde Üsküp-Kuzey Makedonya’da icra edilen bu çalıştay, BSF’nin daha geniş bir projesinin bir parçasını teşkil etmektedir. “Osmanlı ve Balkanlar: İlimler ve Havzalar, 1500-2018” başlıklı bu proje, Osmanlı’nın Balkanlardaki ilmi üretimini, etkileşimini ve hareketliliğini ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Âlimler, eserler ve dönemin temel meselelerini merkeze alan bu proje üç alt dönem ve birçok ilim dalı üzerinden irdelenmektedir. Osmanlı Avrupası (1500-1800), Avrupa Osmanlısı (1800-1918), Osmanlı Sonrası (1918-2018) olarak üç alt döneme ayrılan proje, İslami ilimler, felsefe-bilim, siyaset-ahlak, edebiyat gibi ilim dallarında Balkanlı âlimleri ve ürettikleri mirası çalıştaylar üzerinden detaylı bir şekilde inceleyerek edisyon eserler, ansiklopediler ve veri tabanı gibi birçok kalıcı akademik çıktı ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Bu çerçevede gerçekleştirilen “Uluslararası Akhisari Çalıştayı: Osmanlı Avrupası’nda Siyaset ve Ahlak (1500–1800)” başlıklı çalıştay, “Osmanlı ve Balkanlar: İlimler ve Havzalar, 1500–2018” başlıklı araştırma projesi kapsamında düzenlenen ikinci toplantıdır. Çalıştayın odağına, Osmanlı Balkanları’nın erken modern dönemine yön veren entelektüel ve bürokratik geleneklerin temsilcilerinden biri olarak öne çıkan ve Usûlü’l-Hikem fî Nizâmi’l-Âlem adlı eseriyle tanınan Hasan Kâfi Akhisârî (ö. 1024/1615) yerleştirilmiş, üst başlık olarak onun ismi belirlenmiştir.
Çalıştay, erken modern dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa topraklarında şekillenen siyasal ilişkiler ile ahlaki normlar arasındaki etkileşimi disiplinler arası bir yaklaşımla incelemeyi amaçlamaktadır. 16. yüzyılın başlarından 18. yüzyılın sonlarına kadar uzanan dönemde üretilen metinler ve tercümeler üzerinden; yönetsel yapılar, bürokratik pratikler, yerel idare biçimleri, uluslararası hukuk ve diplomatik ilişkilerin ahlaki meşruiyet kaynaklarıyla nasıl ilişkilendiği tartışmaya açılmıştır. Çalıştayın temel hedefi, Osmanlı Avrupası coğrafyasında yetişen bürokrat ve ulemanın entelektüel üretimlerini sistematik bir şekilde ele alarak, bu metinler üzerinden siyasal iktidarın meşruiyet zemini, normatif çer- çeveler (ahlaki ve dinî öğretiler, geleneksel değerler) ve sosyopolitik dinamikler arasındaki etkileşimi disiplinler arası bir metodolojiyle incelemektir. Böylece, erken modern dönem Osmanlı siyaset düşüncesi ve pratiğine dair kapsamlı ve detaylı bir analiz sunulması amaçlanmaktadır.
Bu kapsamda sunulan tebliğlerden oluşan bu kitap, Osmanlı dünyasında “nizam” arayışının teorik ve pratik veçhelerini birbirini tamamlayan dört ana eksende ele almaktadır: Hukuk ve meşruiyet, siyaset düşüncesinin tercüme yoluyla yerlileştirilmesi, kriz dönemlerinde üretilen ıslahat literatürü ve son olarak şehir kültürü ve ulema ilişkileri.
Hukuk, Fetva ve Meşruiyetin Sınırları: Kitabın bu ilk bölümü, fıkhî normlar ile siyasi ve hukuki gerçeklikler arasındaki dinamik ilişkiyi, Balkan ulemasının farklı yüzyıllardaki çözüm arayışları üzerinden takip etmektedir: Mesut Kulan, “Osmanlı Uleması Arasında Tekil Bir Örnek: Pîr Mehmed Üskübî’nin Osmanlı Toprak ve Vergi Kanunlarındaki Bazı Düzenlemeleri Meşrulaştırma Yaklaşı- mları” başlıklı makalesinde, 16. yüzyılın özgün simalarından Üskübî’nin mîrî toprak rejimine dair yaklaşımlarını ele almaktadır. Kulan, dönemin ulemasının çoğunlukla klasik harâcî arazi teorisi çerçevesinde açıkladığı vergi düzenlemelerinin ötesinde bazı meselelerde sükût etmesine rağmen, Üskübî’nin ‘nizâm-ı memleket’ zorunluluğu üzerinden meşrulaştırdığı ve ana akımdan ayrışan yenilikçi fıkhî perspektifini tartışmaya açmaktadır. Mahmud Emini, “Muînü’l-Müftî’nin Fetvaları Özelinden Üskübî’nin Cihad Düşüncesi” isimli çalışmasında, Pîr Mehmed Üskübî’nin meşhur fetva mecmuası üzerinden Osmanlı’nın yükselme dönemindeki hukuki-siyasi zihniyeti incelemektedir. Emini, müellifin siyer ve cihad konularındaki fetvalarının, klasik fıkıh literatürü ile dönemin siyaset tasavvuru arasındaki kesişim noktalarını nasıl aydınlattığını analiz etmektedir. M. Enes Buluş, “Serhadden Payitahta: Bir Osmanlı Âliminin Siyasete Yön Verme Çabası – Manastırlı Terzizâde Mahmud’un Fezâilü’l-Cihâd Adlı Eseri” başlıklı çalışmasıyla, 17. yüzyılın başlarında Balkanlar’da yaşamış bir âlimin merkez siyasetine müdahale arayışını değerlendirmektedir. Buluş, Terzizâde Mahmud’un cihad temalı risalesi üzerinden, taşradaki bir ilim erbabının devletin gidişatı ve askeri nizamı konusundaki tekliflerini “siyasete yön verme” ekseninde ele almaktadır. Mustafa Taş, “Bir Osmanlı Kadısının Siyaset Tasavvuru: Manastırlı Terzizâde’ye Göre Sultanın Meşruiyeti ve Ulemanın İtibarı” başlıklı makalesinde, Buluş’un çalışmasına paralel bir şekilde bir kadı olarak Terzizâde Mahmud’un siyasi meşruiyet teorisini tahlil etmektedir. Taş; adaletli yönetim, ulemanın siyasi otorite karşısındaki konumu ve dinî-hukuki düzenin muhafazası arasındaki ilişkiyi, müellifin 1617 tarihli risalesi üzerinden erken modern dönem Osmanlı siyaset düşüncesi bağlamında tartışmaktadır.
Tercüme, Telif ve Siyasetin “Osmanlılaşması”: Bu eserin en çarpıcı bölümlerinden biri, İslam siyaset düşüncesi klasiklerinin Osmanlı Türkçesine aktarı- lırken geçirdiği dönüşümü ele alan bu kısımdır. Zira bu kısımdaki çalışmalar, klasik İslam siyaset düşüncesine ait metinlerin ve tasavvufi birikimin, Osmanlı siyasi iklimine nasıl eklemlendiğini ve “tercüme/telif” süreçleri üzerinden nasıl yerlileştirildiğini (Osmanlılaştırıldığını) ortaya koymaktadır: Mehmet Fatih Tiftik, “Political Advice of an Ottoman Sufi: The Nasihatname of Sofyalı Bali Efendi” başlıklı makalesinde, Halvetî şeyhi Sofyalı Bâli Efendi’ye atfedilen ve daha önce incelenmemiş bir nasihatnameyi anlamsal-tematik bir analize tabi tutmaktadır. Tiftik; metnin Sa’dî-i Şîrâzî’nin Gülistân’ı ile olan metinler arası ilişkisini deşifre ederken, bir sufinin ahlaki söylem üzerinden Osmanlı Balkanları’ndaki siyasi otoriteye nasıl yön verdiğini tartışmaktadır. Mehmet Çoban, “16. Yüzyıl Osmanlı Avrupası’nda Aralarında Şeyh-Mürid İlişkisi Bulunan İki Sûfî Âlimin Cihad Risaleleri: Sofyalı Bâlî’nın Risâletü Gazâ Li’l-Mücâhidîn İle Nûreddinzâ- de’nin Fezâilü’l-Cihâd Eserleri” isimli çalışmasında, Sofyalı Şeyh Bâli ve müridi Nûreddînzâde’nin cihad ve gaza konularındaki risalelerini karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Çoban, ulemanın ve mutasavvıfların sadece ilmî birikimleriyle değil, aynı zamanda iktidar sahiplerini dinî-ahlaki ilkeler çerçevesinde yönlendirerek adalet ve nizamın tesisindeki aktif rollerini vurgulamaktadır. Müddessir Demir, “Bir Siyaset Düşüncesi Eserinin Osmanlı Mısırı’ndan İstanbul’a İntikali: Allâmek Muhammed b. Mûsâ el-Bosnevî ve Der Beyân-ı Âdâbü’s-Sultânî ve Ahlâkü’l-Hâkânî Adlı Tercümesi” başlıklı çalışmasıyla, el-Münâvî’ye ait bir eserin Bosnevî tarafından gerçekleştirilen “müntehap” tercümesini ele almaktadır. Demir, derinlikli incelemesinde mütercimin metni sadece aktarmakla kalmayıp; hilafet ve imamet gibi “netameli” bahisleri ayıklayarak metni nasıl merkezin (İstanbul) siyasi hassasiyetlerine uygun hale getirdiğini (Osmanlılaştırdığını) analiz etmektedir. Bölümün son yazısı Elif Keleş’in “Vezirliğe Dair Bir Abbâsî Metninin Osmanlıya İntikali: Bosnalı Hüseyin Hüsnî’nin Zînetü’s-Sadâre fî Tercemeti Âdâbi’l-Vizâre Başlıklı Tercümesi” adlı makalesidir. Mâverdî’nin vezirlik kurumuna dair klasik eserinin Osmanlı Türkçesine aktarılma sürecini inceleyen Keleş, Bosnalı mütercimin kavramsal düzeydeki müdahaleleri ve terminolojik tercihleri üzerinden, klasik bir metnin “Osmanlılaşma” dinamiklerini ve siyasi düşüncedeki devamlılığı nasıl sağladığını tespit etmektedir.
Kriz, Dönüşüm ve Islahat Arayışı: Osmanlı’nın 16. yüzyıl sonlarından itibaren girdiği dönüşüm süreci, siyasi nasihatnamelerin dilini de değiştirmiştir. Bu bölümdeki makaleler, Osmanlı Devleti’nin karşı karşıya kaldığı askeri ve siyasi tıkanıklıklar karşısında ulemanın ve devlet adamlarının geliştirdiği ıslahat önerilerini, gelenek ve değişim ekseninde analiz etmektedir: Zahit Atçıl, “Lütfi Paşa’nın Âsafnâme’si: On Altıncı Yüzyılda Osmanlı’daki İktidar Değişiminin Bir Tanıklığı” başlıklı çalışmasında, klasikleşmiş bir metne yeni bir perspektif getirmektedir. Atçıl; eseri sadece bir “gerileme” metni olarak okumak yerine, 16. yüzyıl ortalarında Osmanlı siyasi yapısında iktidarın padişahtan sadrazama doğru kayışının bir tanıklığı olarak değerlendirmekte ve Lütfi Paşa’nın siyasi otoriteyi merkez lehine yeniden tanımlama çabalarını incelemektedir. Özgür Kavak, “Osmanlı Siyasi Nasihat Geleneğinde Süreklilik ve Değişim: Akhisârî’nin Usûlü’l-Hikem’inden Budinli’nin Nizâm-ı Devlet’ine” isimli makalesinde, 17. yüzyıl sonlarında kaleme alınmış anonim bir eser olan Nizâm-ı Devlet’i, Hasan Kâfî Akhisârî’nin öncü çalışmasıyla karşılaştırmalı olarak ele almaktadır. Kavak, siyasi nasihat literatürünün yüzyıllar içindeki evrimini takip ederken; Budinli müellifin, Akhisârî’nin metnini askeri bozgunlar ve savaş koşulları çerçevesinde nasıl güncellediğini, genişlettiğini ve cihad vurgusuyla yeniden kurguladığını ortaya koymaktadır. Bu bölümde son olarak Ömer Faruk Yıldırım, “A Comparative Analysis of the Moral Foundations of Governance Through the Political Thought of Akhisârî and Machiavelli” başlıklı çalışmasında, erken modern dönemin iki farklı dünyasına ait düşünürleri (Akhisârî ve Machiavelli) diyalog içine sokmaktadır. Yıldırım; Akhisârî’nin adaleti, şûrayı ve ahlaki meşruiyeti önceleyen yakla- şımı ile Machiavelli’nin iktidarı korumayı merkeze alan araçsal yönetim anlayışı- nı karşılaştırarak, siyasi liderlik modellerinin ahlaki temellerini tartışmaktadır.
Sûfîler, Âlimler, Şehir ve Yerel Elitler: Son olarak eser, sistemin içindeki insan unsurunu da ihmal etmemektedir. Bu bölümdeki makaleler, siyaset tasavvurunun toplumsal tabanını; ulema ve meşayihin kişisel ikballeri, etik kaygıları ve yerel siyasi aktörlerin şehir kültüründeki rolleri üzerinden tartışmaktadır: Sena Fidan Öztürk, “Başarı ile Hayal Kırıklığı Arasında Bir Âlimin Sesi: Abdülvâsî Efendi’nin Hayatı ve Risâlesi” başlıklı makalesinde, 16. yüzyıl Osmanlı ilmiye bü- rokrasisinde yükselen ancak Molla Lütfi ve Molla Kabız hadiseleri gibi travmatik olaylarla kariyeri kesintiye uğrayan Abdülvâsî Efendi’nin entelektüel serüvenini ele almaktadır. Öztürk, müellifin şahsi kırgınlıklarını ve ahlaki yozlaşmaya dair eleştirilerini içeren risalesi üzerinden, erken dönem Osmanlı ilmiye sınıfının tecrübesine ışık tutmaktadır. Velida Mataradžija, “Political Thought in Nergisî’s Work Qānūn al-Rāshād” isimli çalışmasında, 17. yüzyılın en önemli ediplerinden Bosna asıllı Nergisî’nin siyaset anlayışını incelemektedir. Mataradžija, Sultan IV. Murad’a ithaf edilen bu eserin edebi bir üslup içinde erdemli bir hükümdar ve devlet modelini nasıl kurguladığını ve Doğu medeniyetindeki yönetim geleneklerini Osmanlı siyaset diline nasıl tercüme ettiğini analiz etmektedir. Behar Kaçeli, “Osmanlı Avrupası’nda Şehirli Kültürü ve Siyasal Katılım: Tiran Örneği (17–19. Yüzyıllar)” başlıklı makalesinde, Balkanlar’daki kentsel yapının ve yerel elitlerin merkezi otoriteyle olan etkileşimini Tiran örneği üzerinden tartışmaktadır. Kaçeli; kadılar, müftüler, ayanlar ve esnaf loncaları gibi yerel aktörlerin siyasal katılım biçimlerini ve şehir kültürünün şekillenmesindeki belirleyici rollerini arşiv belgeleri ışığında ortaya koymaktadır.
Elinizdeki bu kitap, Balkan kökenli Osmanlı âlimlerinin imparatorluğun düşünce dünyasına yaptıkları katkıyı belgelemekle kalmayıp; adaletten savaşa, şehir hayatından bürokrasiye kadar uzanan geniş bir yelpazede Osmanlı medeniyetinin kendini nasıl anlamlandırdığını ve dönüştürdüğünü anlamak isteyenler için temel bir kaynak niteliğindedir.
Çalıştayın hazırlık aşamasından tebliğlerin neşri sürecine kadar kıymetli desteklerini esirgemeyen Balkan Studies Foundation mensuplarına ve ilmî birikimlerini paylaştıkları bildirileriyle esere hayat veren tüm akademisyenlere şükranlarımızı sunarız. Elinizdeki bu çalışmanın, Osmanlı düşünce tarihinin literatürde yeterince temayüz etmemiş boyutlarına ışık tutmasını ve bu alanda yapılacak yeni araştırmalara zemin teşkil etmesini temenni ederiz.
/
Editörler
Osmanlı Avrupa’sında Siyaset, Hukuk ve Şehir -Bir Entelektüel Coğrafyanın Teşekkülü-
Download Publication